1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Azadî Cemiyeti (KİC) ve Cibranlı Halit Bey (Xalid Begê Cibrî)
Azadî Cemiyeti (KİC) ve Cibranlı Halit Bey (Xalid Begê Cibrî)

Azadî Cemiyeti (KİC) ve Cibranlı Halit Bey (Xalid Begê Cibrî)

“Birinci Dünya Savaşı başlarken Kürtler de lider potansiyeli taşıyan II. Şeyh Abdulselam’ın 14 Aralık 1914 yılında acele ile idam edilmesi, Kâmil ve Abdurrezzak Bedirxan Beylerin Rusya ile hareket etme girişimlerinin sonuçsuz kalması, 1914 yılında Bitlis’

A+A-

Hüsamettin Turan - Rudaw

Modern Kürt örgütlenmesi ve Kürt bağımsızlık mücadelesinde bir dönüm noktası

Tarihsel süreçte bazı liderler, yalnızca kendi halklarının değil, içinde bulundukları coğrafyanın ve hatta küresel siyaset düzeninin akışını değiştirebilecek kadar derin izler bırakırlar. 19. yüzyıl Almanya’sının siyasi mimarı Otto von Bismarck’ın Avrupa’daki dönüşümde oynadığı rol düşünüldüğünde, Kürdistan tarihinde benzer bir stratejik akıl olarak Cibranlı Halit Bey’in ismi öne çıkmaktadır. Bismarck, Germen dünyasının parçalı yapısını modern bir ulus-devlete dönüştürmeyi başarmıştı; ancak benzer bir süreci Kürdistan için inşa etmeye çalışan Halit Bey, hem dönemin uluslararası güç dengelerinden hem de içsel sosyo politik koşullardan dolayı aynı başarıyı elde edememiştir. Halit Bey’in hikâyesi, modern Kürt siyasetinin temellerinin atıldığı, ancak tamamlanamayan bir sürecin sembolü olarak okunmalıdır. Yakın tarihte Kürt milliyetçi hareketinin ivme kazanması ve bağımsızlık düşüncesine evirilmesi, Birinci Dünya Savaşı sonrasına tekabül eder. Tahsin Sever, Birinci Dünya Savaşının akabinde Kürtlerde yaşanan siyasal dönüşümü şöyle ifade eder:

“Birinci Dünya Savaşı başlarken Kürtler de lider potansiyeli taşıyan II. Şeyh Abdulselam’ın 14 Aralık 1914 yılında acele ile idam edilmesi, Kâmil ve Abdurrezzak Bedirxan Beylerin Rusya ile hareket etme girişimlerinin sonuçsuz kalması, 1914 yılında Bitlis’te Mele Selim liderliğindeki ayaklanmada Kürt-Ermeni ittifakının gerçekleşmemiş olması Kürtlerin elini zayıflatan iç dinamiklerdir. Bu nedenle Kürtler Birinci Dünya Savaşı’na örgütsüz ve lidersiz girerler. ‘Gecikmiş’ Kürt milliyetçiliği ancak I. Dünya Savaşı sonuçları üzerinden yeni bir yol arayışına girer. 1917’den itibaren ayrılmadan yana Kürt cemiyetleri peş peşe kurulur. 1917 yılında Seyyid Taha’nın öncülük ettiği Cemiyet-i İstihlas-ı Kurdistan’ın kurulduğunu Bazil Nikitin’den öğreniyoruz. 1918’de Kahire’de Kürdistan İstiklal Komitesi, 1918’de İstanbul’da Kürdistan Teali Cemiyeti, 1919’da İstanbul’da Kürd Demokrat Fırkası, 1920 yılında İstanbul’da Kürd Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti kurulur. 1920’lerin sonunda Erzurum’da Kürdistan İstiklal ve İstihlas Cemiyeti ve 1927 yılında Lübnan’da Xoybun Cemiyeti bunları takip eder.[1] “[2]

20. yüzyılın başları, ulus-devletlerin yükselişiyle Osmanlı imparatorluğu dağılmaya yüz tutmuş ve İmparatorluğun bünyesinde yer alan milletler içinde önemli bir değişim süreci başlamıştır. Bu dönemde geç kalınmış olsa da Kürt milleti de bağımsızlık mücadelesini örgütlemeye başlamış ve çeşitli örgütlenmelerle kendi kaderini kendi iradesiyle inşa etme çabası içerisine girmiştir. Söz konusu örgütlerin başında Cemîyeta Îstiqlal û Îstihlasa Kurdistanê (Kürdistan Bğımsızlık ve Kurtuluş Cemiyeti), halk arasında bilinen adıyla Azadî Cemiyeti, teorik ve pratik olarak farkını hissettirerek tarih sahnesindeki yerini alır. Peki Azadi’yi farklı ve özgün kılan nedir?

Azadî, Osmanlı enkazı üzerinde inşa edilen ve Türklüğü devletin kuruluş felsefesi olarak kabul eden Türkiye Cumhuriyeti’ne alternatif Kürt siyasal örgütlenmesidir. Azadi Hareketi, Kürtlerin siyasal mirası üzerinde şekillenir. Êhmede Xanî’nin felsefesini, Şeyh Ubeydullah ve Şeyh II. Abdulselam’ın mücadelesinden ilham alır. Büyük çoğunluğu muhaffazakar olan Kürdistan toplumunu kucaklarken, modern dünyadaki gelişmeleri yakından izler ve bunun üzerinden ilişki ağlarını kurmaya çalışır. Cemiyet örgütlenmesi Kürdistan toplumunun bütün renkleri barındırmaktadır. Aşiretler üstü, mezhepler üstü ve ideolojik yaklaşımlar üstü milli bir aidiyeti esas alır. Osmanlı son döneminde kurulan ve kısa süre sonra yasaklanan Cemîyeta Tealîya Kurdistanê (CTK) Cemiyeti’nin devamı kabul eder; ancak Kürdistan Teali Cemiyetinin açmazlarının da farkındadır. Ve Kürdistan milli mücadelesinin Kürdistan’da örgütlenmesi gerektiğine karar verir. Millî mücadelenin daha kapsayıcı toplumsal konsensüsü gerektirdiğinden hareketle Kürt subayların öncülüğünde; Kürt aydınları, din adamları ve aşiret liderleri Azadî’nin toplumsal bileşenleridir. Azadi Cemiyeti’nin fikir ve örgütleme liderliğini Xalid Begê Cibrî yapar.

Cibranlı Halit Bey, Osmanlı’nın Kürt politikalarının bir uzantısı olan Aşiret Mektebi’nde eğitimime başlamış, Harp Okulu ve Erkan-ı Harbiye’yi bitirerek Osmanlı askeri sistemine katılır; ancak okul hayatında ve askeri görevdeyken yaşadıkları, özellikler Birinci Dünya Savaşı sürecinde Kürtlerin maruz kaldığı uygulamalar karşısında milli bir hareketin gerekliliğini görerek Osmanlıcı kimliğinden uzaklaşmıştır. Bundan hareketle 1917’den itibaren milli bir hareketi vücuda getirme çabalarına girişmiştir. Onun liderlik ettiği Azadî örgütü, Kürt bağımsızlığını hedefleyen ve modernleşme süreçlerini dikkate alan bir siyasi ve askeri organizasyon olarak dikkat çekmektedir. 1920’lerde Erzurum merkezli kurulan bu örgüt, Kürt siyasetinde geleneksel aşiret yapılarının ötesine geçerek entelektüel, seküler, muhafazakâr kesimleri kapsayan geniş tabanlı bir bağımsızlık hareketine dönüşür.

Azadî, dönemin en etkili Kürt hareketlerinden biri olarak, Kürt toplumunun farklı kesimlerini bir araya getirme çabasıdır. Hareketin lider kadrosu İstanbul, Kahire, Beyrut ve Paris gibi merkezlerde eğitim almış Kürt aydınlarından, askerlerinden ve kanaat önderlerinden oluşuyordu.

Başında Halit Bey’in bulunduğu, Mela Abdurrahman(Şırnaki), İhsan Nuri Paşa, İsmail Hakkı Şaweys, Bitlisli Kemal Fewzi, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey, Diyarbekirli Dr.Fuad Bey, Cemiyet’in Sekreteri Çabakçurlu Tayyip Ali Bey, Teğmen Ali Rıza Bey, Hasenanlı Halit Bey (Hasenan Aşiret Reisi), Kerem Bey (Kereme Kolağası), Kör Hüseyin Paşa (Haydaran Aşiret Reisi),  Hacı Ahti Bey, Cemilpaşalardan Ekrem ve Kadri Beyler, Kürdistan Teali Başkanı Seyit Abdulkadir gibi Kürt milliyetçi, muhafazakar, aydını bir araya getirebilmiştir. Azadi’yi oluşturan çekirdek kadronun ilişkili olduğu onlarca din adamı, aşiret reisi ve kanaat önderi mevcuttur. Bu özellikleriyle Kürdistan tarihinde bir ilkin gerçekleştiğine vurgu yapmak, abartı olmayacaktır.

Xalid Begê Cibrî, aşiret, geleneksel kültürden gelme, Osmanlı subaylığı yapmış ve savaş deneyimine sahip dini, siyasi, askeri bir birikime sahiptir. Azadî cemiyetinin  kurucusu ve siyasi lideri olarak hem milliyetçi hem de dini unsurları birleştiren bir strateji izler. O dönemde Kürt milliyetçiliği yeterince yaygın olmadığından, Xalid Beg dini liderleri ve aşiretleri yanına çekerek Kürtler arasında geniş bir destek sağlamaya çalışır.

Özellikle Cemiyetin; "Dînîyûn" (din adamları) ve "Sîyasîyûn" (siyasi önderler) olmak üzere çatı bir örgütlenmeye gitmesi, onun stratejik zekasını ortaya koyuyordu. Kürt halkı arasında etkili olan şeyhler, müderrisler ve din adamlarını harekete dahil ederek halkı harekete geçirme bilme imkanları yaratıldı. Bu olguyu net biçimde ifade eden şahsiyetlerin başında Şeyh Said Efendi gelir. Şeyh Said Efendi, kendisini hapishanede ziyaret eden Şark İstiklal Mahkemesi Savcısı Ahmet Süreyya Örgeevren’in sorduğu şu soruya verdiği yanıt önemlidir:

“-Maslup Yusuf Ziya ve Cibranlı Halit size kıyam için teklifte bulunmuşlar ve Bitlis’teki askere ait cephaneliği ele geçireceklerinden falan da bahsetmişler. Yusuf Ziya size gelir, gidermiş. Muşlu Nuh Bey falan da böyle bir hareketin taraftarı imişler. Siz bunlardan haberdar olduğunuzu da inkâr etmemişsiniz ya...

‘-Onları fikri, davası başka idi.’

-Ne gibi dava?

‘-Kürdistan davası...Kürt hükümeti kurmak istediklerini Yusuf Ziya Bey’den duymuşem...’[3]

Söz konusu konuşmada Şeyh Said Efendi, Halit Bey ve arkadaşlarının üstlendikleri tarihsel misyona işaret ediyor ve bu hususu mahkeme ifadelerinde tekrar ediyor.

Azadi’ye öncülük eden Moderinst kadro, Kürt ulusal hareketini bir aşiret ittifakı olmaktan çıkarıp organize bir bağımsızlık mücadelesine dönüştürmeye çalışır. Bu noktada, Cibranlı Halit Bey’in geleneksel Kürt hareketlerinden farklı olarak, Kürt kimliğini çağdaş bir siyasi çerçevede yeniden inşa etme gayreti dikkat çekmektedir.

Ancak Azadî cemiyetinin 7-8 yıllık çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının temel sebeplerinden biri, dönemin uluslararası ve bölgesel siyasi konjonktürü olmuştur. Osmanlı sonrası Ortadoğu’nun yeniden şekillendirildiği bu dönemde, büyük güçler Kürtlerin uluslaşma sürecine destek vermemiş, hatta bu süreci bilinçli olarak engellemiştir. Lozan Antlaşması sonrasında Kürtler, bölgedeki dört farklı devletin sınırları içinde parçalanmış ve ulusal hakları görmezden gelinmiştir. Azadî’nin bağımsızlık girişimi, dünyada etkin devletsel güçlerden destek bulamadığı için geniş çaplı bir başarıya ulaşamamıştır.

Cibranlı Halit Bey’in en önemli girişimlerinden biri, Kürt aşiretleri arasında birlik oluşturarak ortak bir hareket geliştirme çabası olmuştur. Varto bölgesinde Alevi ve Sünni Kürt aşiretleriyle yaptığı toplantılar, Kürt iç dinamikleri arasındaki tarihsel bölünmeleri aşma girişiminin önemli bir göstergesidir. Bu toplantılar, Kürt siyasi hareketlerinde nadiren görülen bir öngörüyle toplumsal bütünleşmeyi hedefleyen bir liderlik anlayışını ortaya koymaktadır. Ancak bu çabalar, Kürt hareketleri arasındaki geleneksel rekabet ve dış müdahaleler nedeniyle istenilen sonucu doğurmamıştır.

1925’te Piran’da patlak veren ‘Şeyh Said İsyanı’, Azadî örgütünün planladığı bir bağımsızlık hareketinden çok, devletin baskıları sonucu erken tetiklenmiş bir ayaklanma olarak değerlendirilebilir. 1924 Eylül ayında patlak veren Beytüşşebap Ayaklanması, Devletin operasyonlarına ve provokasyonlarına imkan sağlar. Akabinde başta Halit Bey olmak üzere askeri ve siyasi kadronun tutuklanması hareket içinde yeri doldurulmayan boşluk yaratır ve  ayaklanmanın başarısızlıkla sonuçlanmasının en önemli neden olmuştur. Halit Bey’in misyonu ve Hareket sürecindeki rolü, genellikle Şeyh Said Efendi’nin dini liderliğinin gölgesinde kalmıştır. Ancak onun asıl amacı, bağımsız Kürt devleti kurmak için siyasi ve askeri bir altyapı oluşturmaktır.

Halit Bey’in Mustafa Kemal ile olan ilişkisi de dikkate değer bir noktadır. Kendisine yapılan tüm rüşvet ve iltimas tekliflerini reddetmesi, onun siyasi bağımsızlık ilkesine olan bağlılığını göstermektedir. Halit Bey, Kürt halkının özgürlüğü için diplomatik yolları da zorlamış hem İngilizler hem de Sovyetler Birliği nezrinde girişimlerde bulunmuştur. TBMM’ye bu doğrultuda mektuplar yazdığı iddia edilir. Ancak Osmanlı’dan miras kalan merkeziyetçi devlet yapısı, bu tür girişimlere karşı sert bir tutum sergilemiş ve Halit Bey 1925’te tutuklanarak Bitlis’te idam edilmiştir.

Halit Bey’in ölümü, Kürt ulusal hareketinde büyük bir boşluk yaratmış ve Kürt bağımsızlık mücadelesinin ilerleyen yıllarda farklı şekillerde devam etmesine neden olmuştur. Azadî cemiyetinin tüzük, program ve hedeflerini içeren kayıt defterinin devletin eline geçmemesi için yakılması, Kürt tarihinin yazılı belgelerle kayıt altına alınmasının nasıl sistematik olarak engellendiğini göstermektedir. Bu olay, Kürt tarihinin unutulması veya çarpıtılması sürecinde kritik bir dönüm noktası olmuştur.

Cibranlı Halit Bey ve Azadî örgütü başarılı olsaydı, Kürt ulusal hareketi erken bir aşamada kurumsallaşabilir ve bölgesel denklemler içinde daha güçlü bir aktör haline gelebilirdi. Ancak uluslararası konjonktür ve içsel faktörler, bu sürecin tamamlanmasını engellemiştir. Buna rağmen, Halit Bey’in siyasi mirası ve Azadî cemiyetinin bıraktığı bağımsızlık fikriyatı, modern Kürt hareketlerine ilham vermeye devam etmektedir. Halit Bey, tutuklu bulunduğu Bitlis cezaevinde kendisine yapılan ‘teklif ve tehditlere’ cevaben söylediği söz başlı başına bir tarihsel manifestodur. “ Daw û doza min hiqûqê milettê Kurd e. Ez ê kîjan wİjdanî ‘mefkûra xwe ya millî’ terk bikim. ( Benim davam ve amacım Kürt milletinin hukukunu savunmaktır. Ben hangi vicdanla kendi milli davamı terk edeyim.” Kürt siyasi tarihinde bir dönüm noktası olan bu hareket, halen tartışılmaya ve öğrenilmeye değer bir örnek olarak durmaktadır.

Kaynaklar

Sever, M. Emin. Kürt Tarihinden Bir Kesit – Azadî Örgütü ve Cibranlı Halit Bey. Avesta Yayınları.

Demir, Behice Feride. “Cibranlı Halid’in Yakılan Defteri.”

Demir, Behice Feride. “M. Emin Sever: Türkler Dara Düştüklerinde Kürtlere Taktiksel Yaklaşır, İhtiyaç Kalmadığında Umursamazlar.”

Bozarslan, H. (2002). Kürt Milliyetçiliği ve Kürt Hareketi.

Kaya, M. (2021). Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kürt Siyaseti.

McDowall, D. (1996). Modern Kürt Tarihi.

Olson, R. (1989). Kürt Milliyetçiliğinin Ortaya Çıkışı ve Şeyh Said İsyanı (1880-1925)

[1] Komite, Cemiyet veya Fırka o günün şartlarında parti anlamında kullanılmaktadır.

[2] Tahsin Sever, Kürdistan İstiklal ve İstihlas Cemiyeti (Azadi), Kürt Araştırmalar Dergisi, 2024, S.11, s:1

[3] Ahmet Süreyya Örgeevren, Şeyh Sait İsyanı, Temel Yay. İstanbul-2002, s:16

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.