El-Halil katliamını unutmamalıyız!
25 Şubat tarihi Filistin’in Batı Yaka (Batı Şeria) bölgesinin güney kesiminde yer alan El-Halil şehrinin merkezindeki Hz. İbrahim Camisi’nde bir sabah namazı esnasında gerçekleştirilen korkunç katliamın yıldönümüydü.
Bu katliamın gerçekleştirildiği tarih aynı zamanda Ramazan’ın 15’ine tekabül ediyordu. Muhtemelen iki yıl sonra 25 Şubat tarihi yine Ramazan’ın ortalarına denk gelecek. Yani katliamın gerçekleştirilmesinden sonra Ramazan ayı güneş yılına göre bir yıllık devrini tamamlamış olacak.
Barush Goldstien isimli bir siyonist canavar H. 1414 yılının Ramazan ayının 15’ine tekabül eden bir Cuma sabahı, miladi takvimle 25 Şubat 1994 tarihinde insanların sabah namazlarını kıldıkları esnada El-Halil şehrindeki İbrahim Camisi’ne baskın düzenledi.
Mesleği doktorluk olan bu canavar aynı zamanda aşırı siyonist eli kanlı terör örgütü Kah mensubuydu. Bu örgütü de muhtelif cinayetler, suikastlar planlamasıyla, Arap ve İslam düşmanlığıyla öne çıkan Meir Kahane isimli siyonist terörist kurmuştu.
Barush Goldstien isimli teröristin El-Halil katliamını gerçekleştirmesi tamamen kendi kişisel plan ve uygulamalarıyla olmadı. İşgal rejiminin işgalci katil askerleri de katliam için ona destek verdi, yolları ve şartları hazır hale getirdiler.
Siyonist terörist katliamı gerçekleştirebilmek için kendisine yardımcı olan siyonist teröristlerden istifade ederek İbrahim Camisi’nin bekçiliğini yapan kişileri etkisiz hale getirdi. Normalde bu caminin girişlerini kontrol eden işgalci askerler de, yanında iki büyük otomatik silah taşımasına ve bir katliam yapma niyeti taşıdığının kesin olmasına rağmen onun camiye girmesine engel olmadılar.
İşgalci terörist, şarjör değiştirmekle vakit kaybetmemek için yanında iki otomatik silah getirmişti. Görgü tanıklarının belirttiğine göre silahlardan birinin mermileri boşalınca onu yanındaki bir şahsa verip diğerini alıyor, öteki adam da diğer silahın şarjörünü değiştiriyordu.
Siyonist canavar, mümkün olduğunca çok sayıda insanı katledebilmek için saldırılarını tam da cemaatin secdeye vardığı anda başlattı. Arkadan otomatik silahlarla seri bir şekilde ateş ederek onlarca kişiyi katletti ya da yaraladı. Bu sırada cemaatin içinden Selim İdris ve Nemir Mücahid isimli iki genç siyonist canavarın elinde silah olmasına rağmen onun üzerine atladı ve silahını alarak kendisini katlettiler. Ancak ne kadar ilginçtir ki, siyonist canavarın camiye girmesi sırasında kapıda bulunmayan ve ona engel olmayan işgalci askerler onun öldürülmesi üzerine derhal olaya müdahale etti ve işgalci canavarı katleden gençlere saldırarak her ikisini de şehit ettiler.
Bu katliamla ilgili haberlerde saldırıda 29 Filistinlinin şehit edildiği belirtildi. Ancak bu bilgi doğru değildir. Bu rakam sadece ilk saldırı esnasında caminin içinde şehit edilenlerin sayısını vermektedir. Daha sonra ağır yaralıların hastanelere kaldırılması esnasında işgalci askerler yolları kapatarak, yaralıları hastanelere ulaştırmaya çalışan insanlara da saldırdılar. Gerek bu saldırılar sebebiyle ve gerekse işgalci askerlerin engel olması yüzünden ağır yaralılara anında müdahale edilememesi yüzünden bu olayda hayatlarını kaybedenlerin sayısının toplamda 67’ye ulaştığı hadiseyle ilgili raporlarda dile getirilmiştir. Bunların içinde sabah namazlarını İbrahim Camisi’nde kılmak için gelmiş olan bazı çocuklar da vardı. Bunların en küçük yaşlı olanı da Kefah Merka isimli çocuktu ve o da, siyonist canavar Goldstien’ın öldürülmesi üzerine işgalci askerlerin müdahalesi sebebiyle hayatını kaybetmişti.
İşgal rejimi bu olaydan sonra İbrahim Camisi’ni aylarca ibadete kapattı. Açtığında yahudilere tahsis edilen alanı üçte birden üçte ikiye çıkarmıştı. Üstelik Müslümanların bu camiye girmelerini ve içinde namaz kılmalarını zorlaştırmak için büyük engeller çıkardı.
İbrahim (a.s.)’ın bize bir emaneti olan bu cami bugün hâlâ siyonist vahşetin esareti altındadır ve “Beni kurtarın!” diye tüm dünya Müslümanlarına adeta yalvarıyor. Duyan var mı?