İşgal rejiminin “ateşkes”in gölgesinde savaşı!
Siyonist işgal rejimi, Gazze’de ateşkes sağlanmasından sonra Batı Yaka bölgesinde özellikle de kuzey kesimlerde başlattığı geniş çaplı operasyonları kesintisiz bir şekilde sürdürüyor.
Batı Yaka bölgesinin en kuzeyinde yer alan vilayeti durumundaki Cenin’de yer alan Cenin Mülteci Kampı üzerindeki kuşatması ve buraya yönelik saldırıları bir ayını tamamladı. Ne yazık ki işgalcilerin kuşatmasından önce de bir bakıma siyonistlerin işlerini kolaylaştırmak ve onlar için ortamı hazırlamak amacıyla Mahmud Abbas’ın güvenlik güçleri Cenin Mülteci Kampı’nı haftalar süren kuşatma altında tutmuş ve birçok mücahidi şehit etmişlerdi. Gerekçeleri ise yasa dışı silahlar bulunduğu iddiasıydı. Oysa bu silahlar siyonist tehdide karşı edinilmiş silahlardı. Siyonist tehdit karşısında tedarik edilmiş olan silahların siyonistlerden önce Mahmud Abbas yönetimini rahatsız etmesi ise bu yönetimin nerede durduğunu gözler önüne sermesi açısından dikkat çekiciydi.
20 Ocak tarihinde Abbas’ın adamlarının çekilmesinin hemen ardından siyonist işgal rejiminin askerleri Cenin Mülteci Kampı’nı her taraftan kuşatmaya aldı. Ahaliyi evlerini terk ederek başka yerlere geçmeye zorladı. Zorla tahliye ettirdiği evlerden birçoğunu, sahiplerinin geriye dönmelerinin önünü kapatmak amacıyla bombalarla havaya uçurdu veya yaktı. Bu yolla onlarca ev tamamen yok edildi.
Cenin Mülteci Kampı’na yönelik kuşatma ve saldırılar bir aydan beri sürdürülüyor. Bu saldırılarda aynı zamanda 30’a yakın insan şehit edildi, onlarca insan yaralandı ve yüzlerce aile evlerini terk etmeye zorlandı.
İşgal güçleri Cenin Mülteci Kampı’nı sıkı bir ablukaya ve kuşatmaya alarak sürekli saldırılar düzenlediği gibi Cenin şehrine de yoğun saldırılar gerçekleştirdi.
Cenin vilayetine yönelik saldırılarından ve kuşatma operasyonlarından yaklaşık bir hafta sonra da yine kuzey kesimde yer alan Tulkerem şehrine ve bu şehre bağlı iki ayrı mülteci kampına yönelik operasyonlar başlattı. Buradaki mülteci kamplarını da kuşatmaya aldı ve bu bölgedeki saldırıları ve kuşatma uygulamaları da devam ediyor.
Ayrıca Tubas çevresine ve civarındaki mülteci kamplarına saldırılar düzenledi. Bütün bu saldırılara hedef olan ahaliler evlerini terk etmeye zorlanıyor. O yüzden Batı Yaka bölgesinin kuzey kesiminde de daha şimdiden binlerce aile yerinden edilmiş durumda. Bunların birçoğunun evi bombalarla havaya uçurulduğundan yahut ateş verilip yakıldığından sahipleri geri döndüklerinde, Kuzey Gazze ahalisinin yaşadığı dramı yaşayacak.
Siyonist işgal rejiminin bütün bu saldırıları başlatması ABD Başkanı Trump’ın Filistinlileri göçe zorlama planını gündeme getirmesiyle eş zamanlıdır. Yani siyonist işgal rejiminin bütün bu saldırıları gerçekleştirme cüreti göstermesi ABD Başkanı Trump’ın açıktan destek vermesi sayesinde olmuştur. Zaten Filistinlileri göçe zorlama planının Trump’ın kendi kafasından geliştirdiği bir plan olmayıp siyonist lobinin kendisine telkin ettiği plan olduğu yönündeki tahminlerimizi daha önce de dile getirmiştik.
İşgal rejimi, Filistinlileri göçe zorlamak için vahşetin her yöntemini kullanmaktan çekinmiyor. Bunu tüm saldırganlığına rağmen Gazze’de başaramadı. Şimdi Trump vasıtasıyla, bu bölgenin bir enkaz yığınına çevrilmiş olmasını istismar etmek suretiyle tehcir planını hayata geçirmek için dümenler çeviriyor. Batı Yaka bölgesinde ise Gazze’de 15 aydan fazla süre sürdürdüğü soykırım savaşının bir benzerini başlatmış durumda. Ama bu savaş büyük ölçüde “ateşkes”in gölgesinde sürdürülüyor.
Öte yandan işgal rejimi Gazze’de de ateşkesin şartlarına hakkıyla riayet etmiyor. Ateşkesin başlamasından bu yana 270 kez ihlal edildiğine ve 100 civarında insanın da bu ihlaller yüzünden hayatını kaybettiğine dair rapor yayınlandı. Saldırıların tamamı keyfi bir şekilde, herhangi bir risk söz konusu olmaksızın gerçekleştirilmiş. Çağın müstekbir güçlerini arkasına almış olmanın verdiği azgınlık işgalci siyonistleri böylesine vahşileştirmiş ve arsızlaştırmış durumda.