İmamoğlu’nu o mu sattı?

Salih Tuna

Cumhurbaşkanlığı seçim gecesinde İBB Başkanı İmamoğlu'nun "Bunlar aldatan, yalancı insanlardır. Bu kadar net söylüyorum. Sayın Genel Başkanımızın oyu yüzde 49, Sayın Erdoğan'ın yüzde 45 civarında; net..." şeklindeki açıklamayı yaptığı anın görüntüsü gözümün önünden hiç gitmedi.
Hayır yahu, nasıl da "mahcup" olmuşlardır diye değil. (Öyle "hunhar" duygularım yoktur. Tam aksine, engel olamadığım empati duygum yüzünden, Kılıçdaroğlu'nun yine yenildiğine üzüldüğümü hatırlıyorum.)
Kaldı ki, CHP'liler kolayından mahcup olmaz. Mesela CHP'li Dursun Çiçek, "Biz seçmenimizi kandırdıysak size ne ya?" demişti.
İmamoğlu derseniz, hiçbir durumda mahcup olmaz zaten. Tıpkı "Kral Kaybederse"nin Kenan Baran'ı (Halit Ergenç) gibi. Kenan Baran, eşini en yakın arkadaşıyla bir otel odasında aldatırken yakalanınca mahcup olmak şöyle dursun eşine şart koşmuştu: "Seni affederim ama benden özür dilersen..."
Demem o ki narsistler mahcup olmaz.

***

Lafın belini daha fazla kırmadan söyleyeyim: Seçim gecesindeki o görüntüyü unutamamamın nedeni, İmamoğlu'nun Mansur Yavaş'ın omzuna attığı koluydu.
Evet yanlış duymadınız, kolu!
Zavallı Mansur Yavaş maruz kaldığı o kolun altında sinmiş demeyeyim de "Sen sus, görüntüyü bozma!" komutuna düçar olmuşçasına dudaklarını büzmüş oldukça sıkıntılı hâlde dinliyordu. Lakin, İmamoğlu mahut yüzdeleri terennüm ederken dayanamayıp "Ne diyor bu adam?" yollu başını hayretle kaldırıp bir bakışı vardı ki olursa o kadar olur!..
Benzer duyguyu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in seçim meydanında Etimesgut Belediye Başkan adayı olarak aktör Erdal Beşikçioğlu'nu takdim ederken yaşadım.
"Ona bakınca ben suçlulara göz açtırmayan, geceleyin hepimiz rahat uyusun diye canını ortaya koyan bir iradenin temsilcisini, kahraman Türk polisini görüyorum..." demişti hani. Aynı Beşikçioğlu, Kurtlar Vadisi Filistin filminde de Netanyahu benzeri siyonist bir katil olan Moşe Ben Eliezer karakterini canlandırmıştı, onu ne yapacağız peki?
Neyse ki Beşikçioğlu mimikleriyle oracıkta karşılık vermişti. Mansur Yavaş neylesin, o kadar zengin mimikleri yok. Şu da var tabii: Özgür Özel, Beşikçioğlu'nun kolunu kaldırmıştı, Mansur Bey İmamoğlu'nun kolunun altında kalmıştı.

***

Ama işte çaylar içildi, olanlar oldu ve "Mansur'un günahı" İmamoğlu'nu tuttu. Yani, diploma konusundaki dikey yatay ne kadar usulsüzlük varsa "Mızrak çuvala sığmadı" mesabesinde ortaya çıktı.
Yanlış anlaşılmasın, cumhurbaşkanlığı için üniversite şartını öteden beri saçma bulurum. Ne yani, ışıklar içinde yatası Ecevit lise mezunu diye cumhurbaşkanı olamaz ama eczacı Özgür Özel olabilir. Ne saçma! Hiçbir zaman içime sinen bir durum değildi. Fakat, Erdoğan'a yıllar yılı diploma üzerinden her türlü çirkefliği yapanlar da bunlardı. Üstelik, eski CHP Milletvekili Aydın Ayaydın, "Üniversitede asistandım, derslerine girdim, 4 yıl okudu..." dediği hâlde.
O değil de, İmamoğlu'nun "diploması" sorulan Mansur Yavaş, "Biz de basından duyduk. Gelişmeleri hep beraber izleyelim, olur mu?" cevabını verince, CHP Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, onu "fırsatçılıkla" itham etti.
Bu da İmamoğlu'nun diploma usulsüzlüğünü medyaya Mansur Yavaş sızdırmış olabilir mi sorusunu akla getiriyor. Ne ki, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı öyle entrik bir karaktere benzemiyor. Gerçi MHP kökenli olarak CHP'nin cumhurbaşkanı olmaya kostaklanması kafamı karıştırmıyor da değil.
Özgür Özel düz bir karakter izlenimi veriyor ama Kılıçdaroğlu'nu yedi, İmamoğlu'nu neden yemesin!
Günahı vebali boynuna ama ben en çok üniversite arkadaşı Fatih Portakal'dan kuşkulanıyorum.
Şu kadarını söyleyeyim: Haset bir bilmecedir!..