İşgalci Batı Yaka’da da soykırım yapıyor

Ahmet Varol

Siyonist işgal rejiminin Filistin topraklarındaki katliam ve soykırım savaşının sadece Gazze ahalisine yönelik olduğunun düşünülmesi yanlıştır. Aynı şekilde Filistin’de zulme ve işgale karşı mücadelenin sadece Gazze’ye mahsus olduğunun zannedilmesi de hatalıdır. İşgal rejimi işgal altında tuttuğu Filistin topraklarının tamamında, Filistin halkının umumuna karşı bir soykırım savaşı verdiği gibi bu soykırım savaşına karşı özgürlük ve hak mücadelesi de Filistin’in her tarafına yayılmış durumdadır. 

İşgal rejiminin Filistin’in her tarafında böylesine bir soykırım savaşı verebilmesi tabii ki başta ABD’nin, ikinci derecede Avrupa ülkelerinin çoğunun, üçüncü derecede de Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin destekleri sayesinde mümkün olabilmektedir. Arap dünyasındaki dikta rejimleri Filistin topraklarında İslami hareketin yükselişinin tüm Arap dünyasını ve İslam âlemini etkileyeceğini düşündüklerinden, bu hareketin yükselişini ve kapsamlı bir zafer gerçekleştirmesini engelleme amaçlı olarak siyonist işgal rejimine destek veriyor. Siyonist işgalin devamının kendi açılarından da tehdit oluşturduğunu bilmelerine rağmen İslami hareketin yükselişe geçmesinden korktukları için böyle bir zulüm rejimini perde arkasından destekleme arsızlığını sürdürmekten çekinmiyorlar. O yüzden bu rejimlerin Filistin halkına destek ve işgalcilerin katliamlarını kınama tarzındaki içi boş laflarına kimse itibar etmemeli. Bu sözlerinde samimi olsalardı sadece geniş çaplı bir ekonomik ambargoyla bile işgal rejimini geri adım atmaya zorlamaları mümkündü. 

İşgal rejiminin Filistin topraklarındaki soykırım savaşının önemli bir cephesini 1948’de işgal edilmiş yani BM kararlarında “İsrail” olarak gösterilen topraklarda yaşayan, dolayısıyla kendilerine “İsrail vatandaşlığı” verilmiş olan ve işgal yönetimi tarafından “İsrail’deki Arap azınlık” olarak tanımlanan Filistinli nüfusa yönelik baskı ve şiddet oluşturmaktadır. Ancak onlara yönelik savaşın ayrıntıları hakkında müstakil bir yazı yazılması gerektiğini düşünüyoruz. 

İşgal rejiminin soykırım savaşının önemli bir cephesi ise Türkiye’de yaygın bir şekilde Batı Şeria olarak isimlendirilen Batı Yaka bölgesindedir. Burası Ürdün (Şeria) Nehri’nin batısında yer aldığı için böyle isimlendirilir, ama normalde Filistin topraklarının doğusundadır ve geniş bir alandan oluşur. Yaklaşık 7800 km2’lik bir yüzölçümüne ulaşan bölge, 365 km2’lik yüzölçümüne sahip Gazze’nin 21 katından fazla bir alandan oluşuyor. 

Sekiz vilayetten oluşan bölgenin en kuzeyinde Cenin, en güneyinde ise Hz. İbrahim’in (a.s.) beldesi olarak bilinen El-Halil vilayeti yer alır. 

İşgal rejiminin bu bölgedeki saldırıları Aksa Tufanı öncesinde de gündelik olarak rutin bir şekilde sürdürülüyordu. Aksa Tufanı bütün dünyada yankılanırken, işgal rejiminin Batı Yaka bölgesinde her gece düzenlediği ev baskınları, eşkıyalıklar ve tutuklamalar yani rehin almalar kimsenin ilgisini bile çekmiyordu. 

Aksa Tufanı sonrasında işgal güçleri bölgeye yönelik saldırılarını, baskınlarını ve bu baskınlarda yaptıkları tutuklamaları artırdı. Ancak 19 Ocak’ta Gazze’de ateşkes sağlanmasından sonra işgal rejimi özellikle bölgenin kuzeyinde yer alan Cenin şehrine ve bu şehrin hemen yanı başındaki Cenin Mülteci Kampı’na geniş çaplı operasyon başlattı. Bu operasyonda özellikle Cenin Mülteci Kampı’nı her taraftan kuşatmaya aldı. Burada yaşayan binlerce aileyi evlerini terk etmeye zorladı. Onlarca evi yakarak, buldozerlerle yıkarak veya içlerine bomba yerleştirip uzaktan kumandalı bir şekilde patlatarak tahrip etti. 

İşgal hükümeti geçtiğimiz çarşamba akşamı aldığı bir kararla Cenin Mülteci Kampı’nda 66 evin daha yıkılacağını açıkladı. Buradaki kuşatma, saldırılar, baskınlar, tutuklamalar ve yıkımlar iki aydan beri sürüyor.

Cenin’e yönelik operasyondan bir hafta sonra yine kuzey kesimde yer alan Tulkerem şehrine ve bitişiğindeki Tulkerem ve Nuru Şems mülteci kamplarına operasyon düzenledi. Buralardaki saldırılar ve kuşatma da devam ediyor.