“Kürt meselesiyle ilgili hazırlık yok, öncelikle silah bırakılmalı"

Bülent Arınç, çözüm süreci boyunca hükümetin iyi niyetli çalışmalar yaptığını ancak örgütün bu sürece ihanet ettiğini belirterek, "Hiçbir söyleneni yerine getirmediler. O yüzden dünkü açıklamayla bağlantılı olarak aklıma 2013 Newroz'undaki gelişmeler geli

Erbil Forumu'nda konuşan eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, "Terörün üzerine gitmek için toplumsal ve siyasi çareler bulmalıyız. Kürt kimliği, kültürel haklar, dil ve eğitim hakkı gibi konular bu sürecin bir parçası olmalı” dedi.

Eski Meclis Başkanı ve AK Parti kurucularından Bülent Arınç, Rûdaw Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen 3. Erbil Forumu kapsamında özel bir oturumda Rûdaw TV’den Salih Bedirxan’ın sorularını yanıtladı.

“Rûdaw’a teşekkür ediyorum”

Konuşmasının başında organizasyonu düzenleyen Rûdaw Araştırma Merkezi'ni ve tüm katılımcıları tebrik eden Arınç, "İki gündür yapılan görüşmeleri dışarıdan da olsa takip ettim. Çok önemli katılımcılar var, çok değerli fikirler paylaşıldı. Umarım ki bölgemiz ve insanımız için hayırlı olur" diyerek, Erbil Forumu'na gelecekte de katılmak istediğini ifade etti.

“Erbakan ile 31 yıl birlikte yürüdüm”

Milli Görüş hareketinin liderlerinden Necmettin Erbakan'ı anan Arınç. "Dün Erbakan hocamızın vefat yıl dönümüydü. 27 Şubat 2011’de aramızdan ayrıldı. Kendisiyle 31 yıl boyunca yol yürüdüm. Ona bir kez daha rahmet diliyorum" dedi.

Arınç, Erbakan’ın bu bölgedeki insanlar tarafından da büyük bir saygı ve hürmetle anıldığını belirtti.

“Abdullah Öcalan’ın çağrısı büyük ilgi uyandırdı”

Arınç, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çağrısının sadece Türkiye ve bölge için değil, tüm dünya tarafından ilgiyle takip edildiğini belirten Arınç, konunun önemine vurgu yaptı.

Arınç, "Ben bunu nasıl karşıladım? Şüphesiz yıllardır bu meselelerin içinde bulunmuş bir arkadaşınızım. Meclis Başkanlığım, Başbakan Yardımcılığım, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanlığım sürecinde bu konularla yakından ilgilendim. Ayrıca, bölgeyi ve Kürt kardeşlerimizi iyi tanıyan ve seven biri olarak da meseleye vakıfım" dedi.

PKK’nin kuruluşunun 40’ıncı yılına girildiğini hatırlatan Arınç, "Eruh baskınından itibaren bakarsak 1984’ten bu yana tam 40 yıl geçti. Bu süreç acılarla, felaketlerle, insanlarımızı mahveden olaylarla dolu" ifadelerini kullandı.

"Hükümet elinden geleni yaptı, örgüt ihanet etti"

Arınç, 2013-2015’teki çözüm sürecine de değinerek, "Meclis Başkanlığı görevimden sonra Başbakan Yardımcılığı ve Hükümet Sözcülüğüne başladığımda kendimi çözüm sürecinin içinde buldum. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bazı çalışmalarıyla başlayan süreç, MKK toplantıları ve çalışmalarımızla devam etti. Ancak maalesef sonu iyi olmadı" dedi.

Bülent Arınç, çözüm süreci boyunca hükümetin iyi niyetli çalışmalar yaptığını ancak örgütün bu sürece ihanet ettiğini belirterek, "Hiçbir söyleneni yerine getirmediler. O yüzden dünkü açıklamayla bağlantılı olarak aklıma 2013 Newroz'undaki gelişmeler geliyor. İlk İmralı görüşmesinden sonra Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, Diyarbakır Meydanı'nda silahları bırakın ve Türkiye dışına çıkın çağrısı yapmıştı" dedi.

Hükümetin sürecin gerçekleşmesini umut ettiğini belirten Arınç, "Ancak zamana yayıldı, dışarıya çıkanlar birkaç ihtiyar ve gençle sınırlı kaldı. Sonrasında eylemsizlik haliyle konu unutuldu. Fakat örgüt bu süreçte silahlanmaya devam etti, gizli açık şekilde gelecek bir günü bekledi. 2015'ten itibaren süreç tamamen sona erdi" ifadelerini kullandı.

#CANLI...Bülent Arınç, Erbil Forumu'nda konuşuyor https://t.co/YhCjHsfcNd

— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) February 28, 2025

“(Bahçeli’nin çağrısı) Açıkçası çok şaşırdım”

Arınç, son dönemde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da değinerek, "Açıkçası çok şaşırdım. Kendi grubu da şaşırmıştır. Daha önce sürekli idamdan, kapatmadan bahseden birinden böyle bir şey beklenmiyordu. Ama ümitli olmayı tercih ettiğimiz için gelişmeleri bekleyip göreceğiz" diye konuştu.

"Öcalan'ın çağrısı yerine geldi, şimdi örgütün kararı bekleniyor"

TBMM eski Başkanı Arınç, Öcalan’ın açıklamalarının Bahçeli’nin beklentilerini karşılayıp karşılamadığına dair gelen bir soruya yanıt verdi.

Arınç, "Bence Sayın Bahçeli sadece çağrı yapılmasını istedi. Bu bir icaptır, kabulünü örgütün yapmasını bekliyor. Öcalan’dan beklenen çağrı bence yerine gelmiştir" dedi.

Öcalan’ın mesajının içeriğine dikkat çeken Arınç, "Bu örgütü kuran, meydana getiren, bütün eylemlerinden sorumlu olan ve 1999’dan beri İmralı’da yüksek güvenlikli cezaevinde bulunan bir insan ancak bunu yazabilirdi. Öcalan, zamanında yaptıkları taleplerin artık zamansız hale geldiğini, demokratik toplumun ortaya çıktığını ve bu meselenin cumhuriyet içinde demokrasiyle çözüleceğini söylüyor" ifadelerini kullandı.

Arınç, örgütün bu çağrıya nasıl yanıt vereceğini beklemek gerektiğini vurgulayarak, "Öcalan, örgüte açık bir emir vererek kongrelerini toplayıp lağvetmeleri ve silah bırakmaları gerektiğini söylüyor. Ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği örgütün vereceği karara bağlı. Şu ana kadar bireysel açıklamalar dışında yeni bir şey duymadım" dedi.

Ayrıca örgütü etkileyen diğer unsurların da bu süreçte olumlu telkinlerde bulunmaları gerektiğini belirtti.

Eski Meclis Başkanı ve AK Parti kurucularından Bülent Arınç, "Öcalan'ın çağrısı Bahçeli'nin beklentisini karşılıyoır mu?" soruna yanıt verdi#ErbilForum2025 pic.twitter.com/NG2L4P4UXY

— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) February 28, 2025

"Silahların bırakılması yeterli değil, toplumsal ve siyasi çözümler gerekli"

90’lı yıllarda Refah Partisi'nde aktif olarak çözüm süreçlerinde yer aldığı hatırlatılarak, "Silahların bırakılması Kürt meselesinin çözümü için yeterli mi?" sorusuna yanıt veren Arınç, meselenin sadece silahların bırakılmasıyla çözülemeyeceğini vurguladı.

Arınç, "Bu konuyu defalarca televizyon programlarında da konuştum. Önce terör olgusunu anlamak gerekir. Bunu bazen bir bataklıkla benzetiyorum. Eğer bataklık kurutulmazsa, her gün yeni sivrisinekler üremeye devam eder. Üç-beş tanesini öldürmekle sorun çözülmez. Önemli olan bataklığı kurutmaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Kürt meselesinin çözümü için yalnızca güvenlik tedbirlerinin yeterli olmayacağını belirten Arınç, "Terörün üzerine gitmek için toplumsal ve siyasi çareler bulmalıyız. Kürt kimliği, kültürel haklar, dil ve eğitim hakkı gibi konular bu sürecin bir parçası olmalı. Ben de geçmişte bu konulardan sorumlu birçok kurumda görev yaptım" şeklinde konuştu.

“Kürt meselesiyle ilgili hazırlık yok, öncelikle silah bırakılmalı"

Bülent Arınç, Kürtçeye statü kazandırılması, ana dilde eğitim ve siyasi mahkumlarla ilgili genel af gibi konuların gündemde olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:

"Öyle bir topluluğun karşısındayım ki onlara hürmeten, her yerde yaptığım gibi doğruyu söylemek zorundayım. Geldiğimiz nokta itibarıyla bu konularla ilgili herhangi bir hazırlık yok. Devlet Bahçeli bir söz söyledi ve Sayın Cumhurbaşkanı da 'Silah bırakılmazsa terörle mücadeleye devam edeceğiz' dedi. Bu tür haklar ve talepler konusunda bir ön görüşme yapıldığını düşünmüyorum. DEM’lilerle yapılan görüşmelerde de öncelikle silah bırakılmasının gerektiği ve barış ortamı sağlandıktan sonra her şeyin konuşulabileceği havası hâkim. Bu yüzden büyük beklentiler içinde olmak doğru olmaz. Önce gelişmeleri görmeliyiz."

“(Başkan Mesud Barzani) Onlar şerefli ve onurlu insanlardır”

Arınç, Kürdistan Bölgesi yönetiminin sürece dahil olmasıyla ilgili olarak da açıklamalarda bulundu.

Başkan Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin geçmişte oynadıkları rollere değinerek, " Ben Sayın Neçirvan Barzani'ye de saygılar sunuyorum. Onun da haberlerini, selamlarını aldım. Dünkü açıklamaları da fevkalade güzeldi” dedi.

Arınç, şöyle devam etti:

“Geçen süreç içerisinde de Sayın Mesud Barzani, Başkan Barzani ile ilgili çalışmaları da biliyorum. Kendisiyle Türkiye'de çok görüşmüştük. Hatta Kasım 2013'te kendisi refakatındaki bir heyetteki, çok sevdiğim Şivan Perwer de vardı o heyette. Diyarbakır'a gelmişlerdi. Onlar bu konuda en az bizim kadar samimidirler ve gayretleri vardır. Umarım onlar da çok acı çektikleri bu olaydan sonra bir huzura ve barışa bu güzel bölgeyle birlikte kavuşurlar.”

PKK’nin silah bırakmasının Türkiye-Erbil ilişkilerini nasıl etkileyeceği sorusuna ise Arınç, "Erbil ile ilişkilerimizde hiçbir sorun yok. Geçmişten bu yana Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile kardeşane ilişkilerimiz var. Terörle mücadelede bakış açımız da ortaktır. Bu yüzden örgütün, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni Türkiye’nin işbirlikçisi olarak kötülediğini biliyorum. Oysa onlar bunu hak etmiyorlar; onlar şerefli ve onurlu insanlardır" ifadelerini kullandı.

Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Başkan Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin yeni süreçte oynadığı rol üzerine konuştu

"PKK'nin silah bırakması Ankara-Erbil-Şam ilişkilerini nasıl etkileyecek?"
#ErbilForum2025 pic.twitter.com/u9bibz2wMW

— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) February 28, 2025

"Esad sonrası yeni rejim kapsayıcı olmalı"

Bülent Arınç, Suriye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek, bu gelişmeleri olumlu bulduğunu belirtti.

Arınç, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından önemine dikkat çekerek, "Suriye ile 910 kilometrelik sınırımız var. Irak ile de sınırımız var. Üç-dört ay önce Hakkâri'yi ziyaret ettim. Şemdinli ve Yüksekova'da bulundum. Şemdinli’de beni Seyir Tepesi'ne çıkardılar. Oradan bakınca Irak, İran ve Türkiye'nin oluşturduğu bir üçgen gördüm. Bu coğrafyanın huzur içinde olması, barış içinde olması büyük bir nimet. Bu imkanları birbirimize tahsis edebilmek ne kadar kıymetli" ifadelerini kullandı.

Arınç, Suriye’deki siyasi geleceğe dair görüşlerini de paylaşarak, "Esad sonrası yeni rejimin herkesi kucaklayıcı ve demokratik olması gerekiyor. Orada yaşayan bütün toplulukların -Dürziler, Keldaniler, Sünniler, Nusayriler ve diğer unsurlar - barış ortamı içinde yeni bir anayasa çerçevesinde bir araya gelmesi lazım" dedi.

“Kürtlerin siyasi temsiliyetinin güçlü olması önemlidir"

Kürtlerin de bu sürecin asli unsurlarından biri olması gerektiğini belirten Arınç, "Ancak bu bir öncelik veya ayrıcalık meselesi değil. Hep birlikte bir arada yaşamak üzerine düşünmeliyiz. Kürtlerin siyasi temsiliyet noktasında güçlü bir konumda olmaları da önemlidir" şeklinde konuştu.

“(Ahmet Şara) Şüpheyle bakmakta haksız değiliz”

Arınç, Ahmet Şara'nın kapsayıcı bir hükümet ve anayasa kurma ihtimaline temkinli yaklaştı.

Şara'nın geçmişine dikkat çeken Arınç, siyasete giriş sürecinin şeffaf olmadığını belirterek, "Bizde sabıka kaydı istenir, ama bazı siyasiler üç gün içinde Şam'ı ele geçirip kendini Cumhurbaşkanı ilan ediyor," dedi.

Buna rağmen, Şara'nın dış görünüşü ve yaptığı işler üzerinden olumlu bir izlenim edindiğini ifade eden Arınç, "Bir insanın yüzüne bakarım, sima yalan söylemez," ifadesini kullandı.

Ancak, El-Kaide ve IŞİD bağlantıları gibi iddiaların ve geçmişte Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ile ilişkili olduğu yönündeki şüphelerin varlığını sürdürdüğünü dile getirdi.

Arınç, "Şimdi şüpheyle bakmakta haksız değiliz. Ama yapılan iş iyi sonuç verirse, mükemmel," diyerek, Şara'nın atacağı adımların belirleyici olacağını vurguladı.

“Esad’la ilişkilerimiz aile gibi yakındı”

Bülent Arınç, Beşar Esad’la geçmişte çok yakın ilişkileri olduğunu belirterek, "2011 Mart'ına kadar adeta bir aile gibiydik" dedi.

Arınç, Esad’ın kendilerine Batılı değerlere sahip demokratik bir ülke olma sözü verdiğini hatırlatarak, "Batıda büyüdüm, batılı değerlere sahip olacağız" dediğini aktardı. Hatta Esad’ın İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı merak ettiğini ve Suriye’de de benzer bir sistem kurmayı düşündüğünü söyledi.

Ancak 2011’de olaylar başladığında Türkiye’nin uyarılarına rağmen Esad’ın muhalefete karşı silah kullanmaya devam ettiğini vurgulayan Arınç, "O dönem Cumhurbaşkanı ve Başbakan olan Tayyip Bey ve Abdullah Bey, hemen her gün Esad’ı arayarak ‘Kardeşim yapma, muhalefete silah kullanma’ diye uyardı" dedi.

Arınç, Hafız Esad dönemindeki katliamları unutmadıklarını belirterek, "Babası Hama’da katliam yaptı, o acıyı hâlâ unutmayız. Ama Halepçe’de yapılan katliamı da unutmayız. Masum insanlara karşı yapılan bütün bu alçaklıkları hiçbir zaman affetmiyoruz" dedi.

“Esad Kürtleri insan yerine koymuyordu, telkinlerde bulunduk”

Bülent Arınç, Beşar Esad’la ilişkileri sırasında Kürtlerin kimlik hakları konusunda da görüşmeler yaptıklarını belirterek, "Biz kendi aramızda Tayyip Bey ile konuşuyorduk. 'Ya bu adam Kürtleri neredeyse insan kabul etmiyor' diyordu" ifadelerini kullandı.

Özellikle Kamışlo bölgesindeki Kürtlerin yaşadığı sorunların kendilerine iletildiğini belirten Arınç, "Başlangıçta çok farkında değildik ama sonra ben bizzat bu görüşmelerde konuyu dosyalarıma koymaya başladım. Esad’a, 'Burada yaşayan Kürtlere farklı muamele yapıyorsunuz, ikinci sınıf, üçüncü sınıf insan muamelesi yapıyorsunuz. Çoğunu vatandaş bile kabul etmemişsiniz' dedim" şeklinde konuştu.

Türkiye’de Kürtlerin belli haklara sahip olduğunu ve Cumhuriyet’in birlikte kurulduğunu Esad’a anlattıklarını aktaran Arınç, Esad’ın bu konuda söz verdiğini ancak daha sonra Kürtlerin bir kısmıyla iş birliği yaptığını ifade etti.

Kamışlo ve çevresindeki Kürt nüfusun, Nusaybin ve Kızıltepe gibi bölgelerde akrabaları olduğunu vurgulayan Arınç, "Biz bu insanların karşılıklı ziyaretlerini organize ediyorduk. Türkiye’ye geliyorlar, buradakiler oraya gidiyordu. 'Bu ayrımcılığı yapmayın' dedik. Başta şüpheyle bakıyordu ama sonunda 'Peki, bunu yaparım' noktasına gelmişti" dedi.

“Kamuşlo'daki Kürtlerle de gelişmeler olabilir, güven unsuru önemli”

Bülent Arınç, Erbil ile olan mevcut ilişkilerin ileride Kamuşlo’daki Kürtlerle de kurulup kurulamayacağına dair soruya, “Hepsi olur. Abdullah Öcalan’ın açıklamalarından sonra ümit ediyorum” diyerek yanıt verdi. Ümitsiz olunamayacağını vurgulayan Arınç, geçmişte yürütülen çözüm sürecine de değinerek, “Biz dünyadaki demokratik çözüm yollarını araştırdık. ETA, Bask örgütü gibi örneklere baktık. Onlar başarılı oldular. Biz Türkiye’de nasıl yapabiliriz dedik, gayret ettik ama karşılığını görmedik” dedi.

Arınç, çözüm sürecinde güven unsurunun sağlanması halinde olumlu gelişmeler yaşanabileceğini belirterek, “Eğer silah bırakılırsa, halkla doğrudan temas daha da kuvvetlenecek. Parlamentoda da siyasi temsilciler var. Ama örgütün baskısı ve tehdidi altında kalıyorlar. Eğer örgüt kendisini lağvederse, siyaset çok daha sağlıklı ilerleyebilir” ifadelerini kullandı.

“Yeni anayasa kısa, demokratik ve anlaşılır olmalı”

Türkiye’de süregelen yeni anayasa çalışmaları hakkında da konuşan Arınç, mevcut 1982 Anayasası’nın birçok kez değiştirildiğini hatırlatarak, “Kenan Evren’in hazırladığı anayasanın yüzde 75’i değişti, geriye sadece kapağındaki 1982 yazısı kaldı” dedi.

Kendi siyasi geçmişinde anayasa değişiklikleri üzerine birçok çalışma yaptığını belirten Arınç, özellikle 12 Eylül 2010 referandumunun önemine dikkat çekti.

Yeni anayasanın nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerini paylaşan Arınç, “Demokratik, çağdaş, özgürlükçü, kısa ve anlaşılır olmalı. Eski anayasalar, ‘ama, fakat, lakin’ gibi kelimelerle hakları kaşıkla verip kepçeyle geri alıyordu. Bunu ortadan kaldırmalıyız” dedi.

Arınç, anayasanın uzun ve muğlak ifadeler içermemesi gerektiğini belirterek, “Şu anda anayasa 180 madde, biz bunu en fazla 75 maddeye indirmeliyiz. Haklar ve ödevler açık ve net olmalı. Halkın da onayına sunulmalı” ifadelerini kullandı. Özellikle 66. maddeye dikkat çeken Arınç, bunun üzerinde tartışmaların devam ettiğini vurguladı.

Kaynak:Rudaw

Güncel Haberleri

DEM Parti’den görüşme trafiği
"Aday değilim"
CHP olağanüstü kurultay için toplanıyor
Özgür Özel'den X'e tehdit!
"Milletimiz yıkıcı boykot çağrılarına prim vermedi"