Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, PKK’ye yönelik silah bırakma çağrısı ile ilgili sürecin olumlu ilerlediğini belirterek, "Birileri bu işlere müdahale etmeden kendi aramızda, kendi içimizde bu süreçleri başarılı bir şekilde yürütmemiz hepimiz için en doğrusu" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın "Öcalan'ın kongreye katılabileceği bir mekanizma oluşturulmalı" ifadeleri ile ilgili değerlendirmede bulunan Cevdet Yılmaz, “Bir defa bence başkalarına görev ve sorumluluk yüklemek yerine önce dönüp kendilerine bir bakmaları lazım. 'Biz ne yapıyoruz' demeleri lazım. Bu süreçte olumlu bir katkıda bulunmak istiyorlarsa yapmaları gereken, terör örgütüne çağrı yapıp bir an önce kongrenizi toplayın ve bu kararı alın demeleridir” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Habertürk’te katıldığı canlı yayında değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına ilişkin soru üzerine Yılmaz, bu tutuklamada, yolsuzluk ve terör olarak iki boyut olduğunu söyledi.
Bu durumun bir yargı süreci olduğunu, dosyanın içeriğine ve delillere bakmadan lehte ve aleyhte yorum yapılmasını doğru bulmadığını belirten Yılmaz, hukuka ve yargıya hep birlikte güvenmek gerektiğini ifade etti.
“İBB soruşturması siyasi değil”
Tutuklamanın "siyasi" olarak nitelendirilmesini son derece yanlış bulduğunu aktaran Yılmaz, ana muhalefet partisinin uzun süredir kendi içinde problem yaşadığını, yargı süreci vesilesiyle kendi içinde yaşadığı tartışmaları bir anlamda topluma mal etme çabası olarak gördüğünü dile getirdi.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Yolsuzluktan dolayı tutuklama kararı söz konusu. Dosyada terör boyutu da var. Terörden bir tutuklanma olsa bunun sonuçları farklı olacaktı tabii. Yolsuzlukla ilgili bir tutuklama olduğu için geçici bir tedbir olarak belediye meclisi kendi içinden birini seçecek, üyelerinden birini geçici başkan olarak seçmiş olacak. Böyle bir tedbir söz konusu. Çünkü mevcut durumda görevini ifa edebilecek durumda değil önceki başkan. Dolayısıyla bu tanımlanmış hukuki bir süreç. Ülkemizde ilk defa da böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Hukukumuzda ne varsa o uygulanıyor. Bunu siyasi olarak nitelendirmek son derece yanlış. Belediye meclisinde de çoğunluğu CHP üyeleri oluşturuyor. Bu anlamda mesele partiler arası bir mesele değil."
Erken seçim
Yılmaz, ortada cumhurbaşkanlığı seçimi olmadığını, CHP'nin 2028'de yapılacak seçimler için şimdiden bir adaylık süreci oluşturduğunu söyledi.
Muhalefetin, olmayan bir seçim için ön seçim yaptığını aktaran Yılmaz, "Bugün 2025 yılındayız, oldukça önemli bir süre var önümüzde. Niye bu acele o zaman? Bir aday olma acelesi niye? Herhalde şunu demek için diye tahmin ediyorum, 'aday olduğum için bu yapıldı' demek için bir adaylık atmosferi oluşturuldu. Bununla bir algı oluşturuldu. Olmayan bir seçim sanki gündemmiş gibi bir algı oluşturuldu. Şu anda ön seçim yapacak, adaylık ilan edecek bir şart yok ortada." diye konuştu.
“DEM Parti görev ve sorumluluklarına bakmalı”
Abdullah Öcalan’ın PKK’ye yönelik silah bırakma çağrısı ile ilgili sürecin olumlu ilerlediğini söyleyen Yılmaz, "Birileri bu işlere müdahale etmeden kendi aramızda, kendi içimizde bu süreçleri başarılı bir şekilde yürütmemiz hepimiz için en doğrusu" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın "Öcalan'ın kongreye katılabileceği bir mekanizma oluşturulmalı" ifadeleri ile ilgili değerlendirmesi sorulan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Devletin yetkili kurumları var. Bir mesaj iletilmesi gerekiyorsa devletin yetkili kurumları bu konularda zaten gereğini yaparlar. Bu süreci zaten belli kurumsal bir yapı içinde, devlet kendi titizliği içinde sürdürüyor ama DEM Parti'nin siyasi bir parti olarak yapması gereken, işte nasıl Sayın Bahçeli bakın 'Bir an önce yapın' diyor bu kongreyi, 'Bir an önce toplayın ve karar alın' diyor. Bu, bu çok kıymetli bir şey ama aynı şeyi DEM Parti'den duymuyoruz mesela. Niye DEM Parti bunu söylemiyor? Bir defa bence başkalarına görev ve sorumluluk yüklemek yerine önce dönüp kendilerine bir bakmaları lazım. 'Biz ne yapıyoruz' demeleri lazım. Bu süreçte olumlu bir katkıda bulunmak istiyorlarsa yapmaları gereken, terör örgütüne çağrı yapıp bir an önce kongrenizi toplayın ve bu kararı alın demeleridir. Önce üzerlerine düşeni yapsınlar."
İmralı ziyareti
Cevdet Yılmaz, DEM Parti heyetinin tekrar bir talepleri olduğu ve İmralı ziyaretine izin verilmediği iddialarına dair, "Benim bilgimde olan bir ziyaret yok. DEM Parti zaten ziyaretini yaptı biliyorsunuz. Görüşmeler yaptılar, gerekli mesajları istişare ettiler, tekrar götürdüler ve en son bir mesaj geldi oradan. Şimdi artık aynı şeyi defalarca konuşmanın bir anlamı yok takdir edersiniz ki. Terör örgütünü kuran kişi terör örgütüne, 'Kongrenizi toplayın ve feshedin' dedi. Önce bunu görmemiz lazım." diye konuştu.
"Suriye'de birlik istiyoruz"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile yönetim arasındaki anlaşmanın uygulanmasının önemli olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, "Suriye'de birlik istiyoruz biz. Bütün etnik grupların, dini grupların, mezheplerin bir arada yaşadığı parçalanmamış bir Suriye, bütünlüğü olan bir Suriye. Bu bizim çıkarımıza, menfaatimize olduğu gibi insani olarak da en doğrusu bu." ifadesini kullandı.
Suriye'de bütün kesimleri dahil eden bir hükümet kurma çabası olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bu olumlu bir şey. Orada da birtakım provokatif hadiseler yaşadık. Onun üzerinden Türkiye'de birtakım provokasyonlar yapmaya çalışanlar oldu ama devletimizin gücü, milletimizin ferasetiyle biz bunları her zaman aşarız diye inanıyorum. Suriye'de de biz, orada yaşayan Kürtlerin her türlü hakka hukuka sahip olması gerektiğine inanıyoruz ama Türkiye için bir tehdit oluşturan bir terör yapılanmasına da hiçbir şekilde müsamaha edemeyiz. Ona da hiçbir şekilde olumlu bakamayız. Dolayısıyla bizim politikamız açık. Suriye'nin kendi içinde herkesin eşit haklara sahip olduğu, ülkeleri içinde istikrarlı bir şekilde daha müreffeh bir Suriye için çalıştıkları bir ortam oluşmalı."
Amerika Birleşik Devletleri'nin PYD'ye verdiği destek ve İsrail'in Türkiye'nin Suriye'deki yeni dönem ilişkilerini bir risk olarak görüp görmediğine ilişkin soruya Yılmaz, şu karşılığı verdi:
"Trump'la Sayın Cumhurbaşkanımız arasında bir telefon görüşmesi oldu. Oldukça da olumlu bir telefon görüşmesi olduğunu her iki taraf da teyit ediyor. Dolayısıyla zaten önceden de Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Trump'un hukukları var. Dolayısıyla yeni değil yani ikisi de birbirlerinin tarzlarını da yaklaşımlarını biliyorlar. Oldukça olumlu bir görüşme olduğunu ifade edebiliriz. Tabii önümüzdeki süreçlerde Amerikan dış politikasının daha fazla ete kemiğe büründüğünü göreceğiz. Yeni bir yönetim, geçmiş bazı ifadelerden şu sözden, şu cümleden birtakım yorumlar yapılıyor ama sonuçta hükümetlerin somut politikaları, sahaya yansıyan somut tercihleridir esas olan. Bu çerçevede ilişkilerimizi sürdüreceğiz. Sonuçta iki NATO üyesi ülkeyiz. NATO içinde Türkiye'nin konumu tartışılmaz bir yerde. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri ile sadece güvenlik alanında değil ekonomide, ticarette, başka konularda da ilişkilerimizi bundan sonra sürdüreceğiz. Burada bölgemizde en büyük risk unsuru az önce bahsettiğiniz, İsrail'in Gazze'deki insanlık dışı saldırıları. Maalesef yine ateşkes bozuldu."
Rudaw