
"Türkiye sadece faiz ve ekonomik önlemlerle düzelecek bir ülke olmaktan çıktı"
.
TÜSİAD Olağan Genel Kurulu’nda ekonomi kadar son dönemdeki soruşturma, gözaltı ve tutuklama kararları eleştirildi. Hukukun üstünlüğü ve demokratikleşme vurgusunun öne çıktığı toplantıya ekonomistlerden de değerlendirme geldi. Ekonomist Mahfi Eğilmez, "Türkiye öyle tek başına faizle veya ekonomik önlemlerle düzelecek bir ülke olmaktan çıkalı çok oldu. Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyorum." derken, Uğur Gürses demokratikleşmede 1997’nin bile gerisine düşüldüğünü vurguladı.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda ekonomi ve demokrasiye yönelik eleştiriler öne çıktı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, "Hem sanayici mutsuz hem çalışanlar. Hem büyük işletmeler zorlanıyor hem KOBİ’ler. Hem Batıdaki girişimciler yakınıyor hem Doğudakiler. Peki kimin yüzü gülüyor?" diyerek ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras ise 2025’te enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kamunun da vatandaşlarla eşit düzeyde kemer sıkması şart. Devletin bütçe disiplinine uyması, kamuda tasarrufu artırması gerekiyor." dedi.
Ömer Aras, açılış konuşmasında Kartalkaya faciası, Ümit Özdağ, Suat Toktaş ve Ayşe Barım’ın tutuklanması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan soruşturmalar ve TSK’dan ihraç edilen teğmenleri de gündeme getirdi. Aras, "Kısa sürede arka arkaya gelen bu olaylar toplumda endişe yarattı ve güven sarstı." ifadelerini kullandı.
TÜSİAD’ın açıklamaları ekonomistlerin de değerlendirmelerine konu oldu. Mahfi Eğilmez, "Türkiye öyle tek başına faizle veya ekonomik önlemlerle düzelecek bir ülke olmaktan çıkalı çok oldu. Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyorum." yorumunu yaptı.
Ekonomist Uğur Gürses ise TÜSİAD’ın uzun süren sessizliğinin ardından "yumurta kapıya gelince" konuşmaya başladığını belirterek, "TÜSİAD’ın 1997’de yayımladığı ‘Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri’ raporunda demokratikleşmenin çağdaş bir dünya devleti olmanın gereği olduğu vurgulanıyordu. Bugün yayımladıkları ‘Perspektif 2025’ raporu ise 1997’nin bile gerisinde olduğumuzu söylüyor." değerlendirmesinde bulundu.
KARAR
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.